dizi izle ustura kemal izle lale devri 81. bölüm izle harem izle eve dusen yildirim 19. bolum izle sultan 15. bolum izle ustura kemal 4. bolum izle krem 5. bolum izle iffet 40. bolum izle ucurum 19. bolum izle

Antropoloji aöf kitap özetleri

admin 05/10/2011 0
Antropoloji aöf kitap özetleri


AÖF KİTAP ÖZETLERİ ARA SINAV ÜNİTELERİ

ÜNİTE 01
20.yüzyılın başlarına değin insanoğlu, büyük çoğunluğu ile şunlara inanmıştır:
1)Üzerinde ya¬şadığı dünya evrenin merkezindedir (geosantrizm);
2)Kendisi diğer canlılardan ayrıclıklı, seç¬kin ve akıllı, bilinçli bir varlıktır (homosantrizm);
3)Kendi toplumu bütün öteki toplumlardan daha üstün niteliklere sahiptir (etnosantrizm).
Astronomi bilginleri, dünyamızın evreninmerkezin-de bulunmadığını; doğa bilimcileri insanın ayrı yaratıl-madığını, psikologlar da sanıldığı ka¬dar bilinçli bir varlık olmadığını göstermişlerdir. Toplumlar arasında gelişen ulaşım ve iletişim olanakları, tümüyle ortadan kaldırmasa da etnosantrizmi daha esnek hale getirmiştir. Böyle¬ce de, insanbilimi kurulabilmiştir.
Heredot ile başladığı sayılan insanbilimsel yaklaşımın gelişmesinde rol oynayan tüm tarihsel ve düşünsel koşul ve birikimleri özetlemek kolay değildir. Ancak yine de Batı dünyasında Or¬taçağ sonrasındaki tüm ekonomik, siyasal, toplumsal ve kültürel dönüşüm ve birikimlerin 19.Yüzyılda bu bilim dalının kuruluşunda rol oynadığı söylenebilir.
Temelini sosyoloji, tarih ve biyoloji bilim dallarının oluşturduğu insanbilimin üç temel dalı: Fiziki insanbilim, etnoloji ve sosyal/kültürel insanbilimdir. Arkeoloji, karşılaştırmalı dilbilim ve ekoloji bu bilim dalına katkıda bulunurlar.
İnsanbilimin konusu insan, toplumlar ve kültürlerdir. Bu geniş çerçeve içinde ilgilendiği sorunlar üç soruda belirlenebilir:
(1) İnsanlar ve toplumlar neden birbirlerine benziyorlar?
(2) İnsanlar ve toplumlar neden birbirlerine benzemiyorlar?
(3) İnsanlar ve toplumlar neden ve nasıl değişiyorlar?
Yukarıda belirtilen bu sorularla ilgili yanıtları geliştirmek için insanbilimcilerin kullandıkları yöntem doğa tarihi yöntemi, başvurdukları teknik etnografyadır. Yöntemi ve geleneği itibariy¬le insanbilim sosyal-beşeri bilimler ailesi içine girmeyen ama onlara benzeyen bir bilim dalıdır.

ÜNİTE02
Irk, belli genetik özelliklerin belli toplum gruplarında yoğunlaşması anlamında bir biyolojik olgu veya gruplaşmadır. Fizik ve genetik ayrılıkların varlığının kabulü ırkçılık değildir. Ancak kültürel farkları ırkla açıklamak ırksal yaklaşım; bir veya birkaç ırkı diğerlerinden üstün saymak ırkçılıktır. Birincisi bilimsel bir yanlıştan, yetersizlikten kaynaklanır; ikincisi, bağnazlıktır.
Irklar aynı türün (insan türünün) alt gruplarıdır. Görünüş bakımından birbirlerinden ne denli farklı olurlarsa olsunlar, genetik bakımdan hepsi türdeştir.
Kültürel farkları ırk farklarıyla açıklamak mümkün değildir; ırk yoğunlaşmaları da yalnızca kültür farklarıyla açıklanamaz. İnsanoğlunun evrim çizgisinde ve tarihinde kültürel etkenlerle doğal etkenlerin karşılıklı etkileşimi ve dinamik dengesi ırksal gruplaşmaları ve bunların benzeşme ve farklılaşma yönünü ve derecesini belirliyor gibi görünmektedir.

ÜNİTE03
Kültür sözcüğü değişik anlamları içeren, tanımlanması zor bir kavramdır. Sosyal/kültürel in-sanbilimin konusu olan “kültür” bilimsel alanda uygarlık karşılığında kullanılır ve böylece de genel veya özel olsun eğitim, güzel sanatlar ve teknoloji gibi ana kültürel değişkenleri içerir.
Kültür’ün temel özelliklerinin bilinmesi, tanımlamadaki zorluk ve yetersizlikleri gidermede yardımcı olur. Bunlara göre kültür öğrenilir, süreklidir, toplumsaldır, idealleştiricidir, doyum sağlayıcıdır, bütünleştiricidir ve değişir.
Kültür kavramının içeriğini oluşturan somut değişkenler ve öğeler piramit ve yumak modelleri yardımıyla incelenebilir. Birincisi insan, toplum, eğitim ve kültürel muhteva (içerik) gibi dört ana değişkenden oluşur. İkincisi ise insanoğlunun temel ve diğer gereksinimlerini karşılama¬ya yönelik ve evrensel nitelikteki kültürel öğe ve kurumları ve bunlar arasında kişilik ve dil aracılığı ile kurulan karşılıklı ilişki ve bağımlılıkları yansıtır.
Kültürel süreçler, kültürün sürekliliği ile değişiminde rol oynayan olay, olgu ve etkinlikleri açık¬lamak için başvurulan kavramsal araçlardır. Kültürel sistem içinde yer alan kurum ve değiş¬kenler arasındaki ilişkilerin türü ve biçimi, her toplumda değişiktir, insanbilimin amacı da bu ilişkileri (yapıları) incelemektir. Kültürel değişme sistem içinde yer alan öğeler ve kurumların tümünde aynı hızda ve yönde gerçekleşmediğinden, sistemde kurumlar ve öğeler düzeyinde çözülme ve bütünleşme eğilimleri görülür.
Her kültürel sistemde bireyler ideal kültür ve gerçek kültür ikilemini yaşarlar. Kültür kavramının sınırları, ulusal siyasi ve coğrafi sınırlarla belirlenmez.

Kültürlerin (toplumların) değişik ölçütlere göre geliştirilmiş sınıflandırmaları vardır.

ÜNİTE04
İnsanoğlu kültürel yaşamının başlangıcından günümüze paleolitik, mezolitik, tarım, endüstri ve endüstri – sonrası kültür evrelerini gerçekleştirmiştir. Tarım Devrimi, Endüstri Devrimi ve Enformatik (Bilgi) Devrimi bu evreleri birbirinden ayırmaktadır. Birkaç odakta gerçekleştirilip Dünyaya yayılan Tarım Devrimi, yüzbinlerce yıllık avcılık ve toplayıcılık teknolojisinin elverişli iklim koşullarıyla bütünleşmesi sonucu ortaya çıkmıştır. Bitki ve hayvanları evcilleştirerek besin sağlayan neolitik kültürün insanı bu sayede geliştirdiği teknoloji aracılığıyla doğal çev¬resiyle yeni bir ekosistem oluşturmuştur. Bu sistemde enerjinin kaynağı büyük ölçüde bitkiler, hayvanlar ve insanın beden (kas) gücüdür. Tarım devriminde artı ürün ve artı enerji yaratabil¬diği ölçüde nüfus artmış, kentleşme ve devlet biçimi örgütlenmeler gerçekleşmiştir. Endüstri Devrimi enerji sağlamada canlı dönüştürülerin yerini makinaların almasına ve yaşamın tüm alanlarını etkilemesine yol açmıştır. Endüstri Devrimi ile insanoğlu birçok olumlu gelişmelerin yanısıra doğal çevreyi kirleten ve doğal kaynakları hızla tüketen bir ekosistem içinde yaşamaya başlamıştır. Enerji üretimi ve randımanındaki artış dünya nüfus artışının üstünde ol¬makla birlikte, dünyada üretilen toplam enerjinin ülkelere dağılımında önemli eşitsizlikler vardır. Artı enerjinin bilimsel araştırmalar ve modern tıp alanında sağladığı ilerlemeler ölüm oranlarını düşürdüğünden dünya nüfusu hızla artmıştır. Bu genel artışta, öncelikle endüstrileşmiş ülkeler 20. yüzyılda düşük nüfus dengesine ulaştıklarından, gelişmekte olan ülkelerin payı ağır basmaktadır.

ÜNİTE05
Bu ünitede önce grup kavramı üzerinde durulmuş, insanın farklılaştırma ve sınıflandırma eğilimi ile gruplaşma ve gruplandırma arasındaki ilişkilere değinilmiştir. Daha sonra grup türleri sınıflandırması yapılmış ve grup dinamiği açıklanmıştır. Bireylerin içinde bulundukları grupların yapısına göre farklı ilişkiler geliştirdikleri belirtilmiş ve grup ilişkilerinin bireyleri nasıl etkilediği normlar, değerler, tutumlar ve davranışlar açısından irdelenmiştir.
Bir kültür içindeki büyük bir grup türü olarak alt kültürün tanımlanması ve alt kültürlerin değişimi ünitede üzerinde durulan önemli konulardan biridir.
Aile, insanın yaşamı boyunca içinde yer aldığı grupların birincisi ve en temel olanıdır. Çekirdek aile ve geniş aile; anaerkil ve babaerkil aile ayrımları, aile türleri sınıflandırmasında genelde kabul edilenayrımlardır. Ailenin grubunun oluşmasında temel bir rol oynayan evlilik kurumu, asıl olarak doğuma izin verme amacını taşır.
Aile, evlilik ve akrabalık ilişkileri birbirlerini tamamlayan sistemlerdir. Akrabalık sisteminin yapı taşı I- grubudur ve sistem birbirleriyle kan (soy) ya da evlilik yoluyla ilişkili -gruplarından oluşur. Akrabalık ilişkileri, terimleri ve sistemleri kültürden kültüre değiştikleri gibi, aynı kültürde de zaman içinde değişime uğrarlar.
Ensest (I sınıfın içinde) yasağı ve dış (soy dışından) evlilik kuralı birbirleriyle ilişkili iki töredir. Dış evlilik kuralını ensest yasağı ile açıklama yönüde ileri sürülen tezlerin geçersizliğine ya da yetersizliğine karşılık; ensest yasağını dış evlilik kuralı ile açıklamak daha doğru görünmektedir. Dış evlilik kuralı ise, soylararasında gelin güvey değiş-tokuşu yoluyla yakın ilişkiler kurarak geniş bir örgütlenmeyi gerçekleştirmek ve böylece de doğaya ve yaban toplumsal çevreye karşı güçlü olmak gereksiniminden kaynaklanmaktadır.

 

 



Yorum Yaz »